"Enter"a basıp içeriğe geçin

Seyyar Mikrofon

Şimdi bir şarkı açıp mikrofonu John Titor’a veriyorum. Ben çamaşırları asıp geleceğim.

Selam millet! Nasılsınız bakalım? En sevdiğiniz zaman yolcusu bir başka güncel denemesiyle daha yine karşınıza gelmiş bulunuyor. Ee, Donna Frione emir verdiğinde akan sular duruyor haliyle. Lakırtı etmeye başlayalım ufaktan o vakit.

“Bir dil bir insan, iki dil iki insan” lafını çoğumuz duymuşuzdur. Asil hali “bir lisan, bir insan” olan bu söz zaman içinde Goethe’nin ünlü “Wie viele sprachen du sprichst, sooft mal bist du mensch.” deyişine ithafen halk arasında sıklıkla kullanılmaya başlamıştır. Peki, gerçekten de iki dil iki insan ediyor mu?

Çocukluğumdan beri yeni diller deneyimlemeye başlayan arkadaşlarımın değişimlerini işitip durdum. Alman lisesinde Almanca öğrenmeye başlayan arkadaşım, Almanca konuştuğunda kendini çok zeki hissettiğini söylüyordu. İspanyolca kursuna giden bir başka arkadaşımsa karşı cinsle daha rahat iletişime geçmeye başladığını belirtmişti. Bunlar tabii çocukça gelebilir size en başta. Lakin üniversite yıllarımda tanıştığım Safir-Whorf Hipotezi bakış açımı tümünden değiştirmeye yetmişti. Peki, nedir bu hipotez tam olarak?

1950’lerde basta dilbilim dünyasında adını duyuran Sapir-Whorf Hipotezi, insan düşüncesinin yerel dillerden etkilendiğini savunmuştur. Düşünce ve davranışların dile bağlı olduğunu söyleyen bu hipotez, kendi dilimiz ya da kendi sözcüklerimiz kadar dünyayı anlayabildiğimizi savunmaktadır. Dilbilimci olan Edward Sapir ve Benjamin Lee Whorf’tan adını alan hipoteze göre insan kendi dilinden başka hiçbir dili tam olarak anlayamaz.

Dilsel izafiyet kuramı olarak kabul edilen Sapir-Whorf Hipotezi en basit tabirle “bildiğimiz/algıladığımız kadarız, kelimelerimiz kadar özgürüz” şeklinde tanımlanabilir. İki dilbilimci bu hipotezi Hint ve Eskimo görgül bilgileriyle, yani yalnızca deney ve gözlemle elde edilen bilgi bütünüyle de belgelemişlerdir. Mesela Eskimo dilinde deve veya benzeri bir sözcük yokken, kar sözcüğünü karşılayan birçok sözcük vardır. Örneğin; Aborjinlerin dilinde sağ, sol, ön, arka gibi yön kavramları yoktur. Kuzey, Güney, Doğu, Batı şeklindedir bu yönler. Bu durumda Aborjinler’in daimi olarak hangi yönün neresi olduğunu bilmesi gerekiyor. Daha sonra yapılan çalışmalarla bireylerin bir sure sonra içsel pusula geliştirdikleri fark edilmiştir.

Aslında dilin düşünceyi belirlemesi bağlamında öne sürülen ilk kanıtlar antropolojik olarak mevcuttur. Whorf, Amerikan yerli dillerini incelediğinde bu dillerin bazılarında zamanı belirten bir kelime ya da bir gramatik yapının mevcut olmadığını fark eder. Whorf, bundan destek alarak bu dilleri konuşan bir insandaki zaman algısının, zamanı gramatik yapıda ifade eden bir dili konuşan insanın zaman algısından farklı olduğunu öne sürmüştür. Özetle; Sapir-Whorf Hipotezi’ne göre insanların ve hatta belirli bir kültürün davranışlarını ve düşünce sistemlerini belirleyen yegâne unsur dildir.

Son olarak bu tezle ilgili güncel bir örnek vermek istiyorum. Game of Thrones dizisinin ilk sezonunda Khaalesi, kendisine düğün hediyesi olarak bir kısrak hediye eden Khal Drogo’ya teşekkür etmek ister ancak Sir Jorah Mormont’tan Dothraki dilinde bu kavrama tekabül eden bir kelime olmadığını öğrenir. Dothraklar’in yaşayışlarını düşündüğümüzde bunun oldukça anlaşılabilir olduğunu söyleyebiliriz. Lafı daha fazla uzatmadan mikrofonu ekip arkadaşlarıma bırakıyorum. Hepinize güzel bir gün dilerim…

(Mikrofon el değiştirir, yeni durağı Krep.)

Merhaba, ben Krep. 5 yaşındayım ve hala çürümediğim için gururluyum. Ne yazacağımı hiç bilemediğim için aklıma gelen her şeyi arka arkaya dizdim… Pijamalı ekibe öncelikle Beastars ve sonra başka seriler çevirmek için yeni katıldım. Lütfen Beastars izleyin ve okuyun. İzlemeyi biz bölümleri yayınlamaya başladıktan sonra yapın ama… Seri etçiller ve otçulların bir arada yaşamaya çalıştığı bir dünyada güçlü bir bedenle doğan ama nazik bir gri kurdun hikayesini anlatıyor. İçinde hem eğlence hem de gizem var. \o/ Bir arkadaşımın tavsiyesiyle okumaya başlamıştım ve çok hızlı bir sürede top 3 manga listeme uçarak girdi. Umarım sizin için de bu böyle olur.

(Krep mikrofonu manidar’a fırlatır.)

İşte manidar’ın hayatında monoton bi’ gün daha. Belki serilerimizden okursanız benim gibi gününüz aydınlanır.

(manidar mikrofonu Esra’ya takdim eder.)

Herkese selamlar olsun. Giriş yazısından sonra kendi yazıma “Naptınız enişte sattınız mı Doblo’yu?” düzeyindeymiş gibi bakıyorum bir miktar ama, istek başkanımdan geldiği için mecbur Doblo’yu satacağız. Yorucu geçen sınav haftam bittikten sonra, sıraya girmiş olan diğer sunum ve ödevlerimi de atlattığım ve “Ben boş vaktim olduğu zaman ne yapıyordum?” şeklinde başlayan sorgulama dönemime girmiş bulunmaktayım. Güncel yazma konusunda hala acemiyim bu yüzden günlük konuşma tarzım olan boş yapmayla devam ediyorum.

Şu sıralar çoğu arkadaşımın da başının etini yediğim “Kar ne zaman yağacak?” konusuna burada da girebilirim sanırım. Çocukluğunu tam olarak soğuk ve lapa lapa karın içinde geçirmiş ve tüm kalbimle kışçı biri olarak, soğuğu gelen ama kendisi gelmeyen kar için pencere kenarlarında beklemekten çürümüş durumdayım. Ve çevremin yarısından çoğunun da yaz tutkunu olduğu gerçeği yüzünden artık toplum içinde kar yağması ile ilgili temennide bile bulunamaz hale geldim. Soğuk ve kar kelimelerini bile duymaya tahammülleri kalmamış çünkü. Devamlı kendileriyle çetin bir tartışmaya girmek durumunda kalıyorum. Kışın geldiğini kabul etmemek adına mont giymeyi reddeden gördüğüm de oldu. Yazıktır diyorum. Buna rağmen tek başıma da olsa kış sevdamı devam ettirmeye çalışıyorum kısacası. Eğer kar yağdığını görme şansımız olursa, montunu kapıp zıplaya zıplaya dışarı koşanlardan biri olacağım. Hatta eğer sokakta öyle birine rastlarsınız ben olabilirim çok şeetmeyin.

Kış sevdamı aktarmak için burayı da boş geçmediğime göre, ben de geri kalan kısmı ekip arkadaşlarıma bırakıp çekiliyorum, cümleten iyi günler.

(Esra mikrofonu ToruS’a iteler.)

Yine evden okula okuldan eve küçük bir yolculuk yaparken, senle uğraşan 2 kız, bir de okulda 9 saat ders çek, sonra eve geri dönüşte minibüste insanları taşı, onun da üstüne bir ton ıvır zıvır, sonra başkanımız güncel yazabilir misin dediğinde denerim deyip böyle bir şey çıkartmam, vee kötü olduğu için güncelimiz böyle oluyor.

(ToruS günceli uyurken yazmış olabilir. Çok takılmayın.)

Vee, mikrofon sahibine döndü. Aslında sıra bcykn’de ama kendisi operasyonda. Bir hafta yokum demişti. :’)

Koi’den hava durumuna geçelim. Bu hafta Cheese ve Onizuka var birer bölüm. Gerisinin de en kısa sürede gelmesi dileğiyle… İnşallah bir sonraki güncelde sonunda Kuremi’yi de göreceğiz. Sürpüz olarak anime sayfamızı doldurduk. Oraya da bir göz atın derim. :3

Hayatın engebelerinden birinin yanında oyuna dalıp pırıl pırıl yaşamak isterdim deyip kapatıyorum bu günceli. Şu da hediyem olsun:

 

16/12/2019

Beastars 1
(Çeviri: Krepyn Kodlama: ToruS)

Black Fox
(Çeviri: Esra Kodlama: ToruS)

Cheese in the Trap 261
(Çeviri: Esra Temizleme: manidar Düzenleme: Friolero)

Onizuka-chan and Sawarida-kun 9
(Çeviri: John Titor Düzenleme: Friolero)